BÜYÜK USTADAN KÜÇÜK NOTLAR | Charm and Beauty
ARAMA YAP
Söyleşi
0

BÜYÜK USTADAN KÜÇÜK NOTLAR

Televizyon ve dizilerde izlediğiniz pek çok ünlü ismin hocası olan ve onları yetiştiren duayen sanatçıyı sizin için ziyaret ettik:

Aylarını, yıllarını koca bir hayatı sanata, sinemaya, oyunculuğa adayan güzel kadın, sinemanın ve tiyatronun duayeni Ayla Algan, daha önceki bir söyleşimizde; her zaman en büyük destekçisinin, uzun yıllar hayatını birleştirdiği, kendisi gibi sanatın duayenlerinden olan rahmetli eşi Beklan Algan olduğunu ve onu kaybettikten sonra, ona olan sevgisinin daha da arttığını söyler. Hala resimlerine bakarken gözleri dolan ve özleminin her geçen gün daha fazla arttığını söyleyen büyük usta mesleğinin dışında, özel hayatıyla da sanat dünyasına örnek olmuştur.

Sanat dünyasında pek çok evliliğe örnek olan bu hikayenin başrollerinden biri olan büyük ustaya bu kadar uzun süre başarılı olmasının, kalıcı olmasının nedenini ve gençlere tavsiyelerini sorduk:

Oyunculuk eğitimi verirken, özellikle çok küçük yaşlardaki çocukların eğitiminde nelere dikkat ediyorsunuz?

Çocuğun annesi ile konuşuyorum, psikolojik olarak dizi çocuğu etkileyecekse; oynamasın diyorum. Örneğin; normal hayatta anne babası ayrı bir çocuğun,  rol gereği anne babası ayrıysa onu mutlaka denetliyorum. Çocuğu gelişme devresindeki oyunla farkındalık, sosyal kimlik kazanması,  psikolojik kendi kimliğinden beninle, sosyal beninin farkındalığının kazanması bunları önemsiyoruz. Çünkü bunlar küçük yaşta olur. Onun dışında; çocuklara araştırma yapmayı, kostüm hazırlatmayı öğretiyorum. Anne babalara çocuklara bilgisayarda oyun oynama dışında, araştırma yapmayı öğretmelerini söylüyorum. Hatta bazı anne babalara diyorum ki; aptalı oynayın, çocuklarınıza tarih sualleri hazırlayın, tarih ve coğrafyayı birlikte öğretin. Bu alanların birbirine olan ortak yanlarını kullanarak sualler hazırlayın (Çağrışımlı drama dediğimiz) Bu alan eğer doğru yönlendirilirse; çocuğun kişisel gelişimine, algısına, görsel hafızasına ve zeka gelişimine katkıda sağlar. Fakat burada anne babalara çok ciddi rol düşüyor. Ben yüz kişiyi aynı göremem; herkes kendi problemiyle gelir, eksiği ya da fazlasıyla.

Eğitimlerinizde kullandığınız metot ve yöntemler nelerdir?

Drama, Moreno’nun küçüklere de değişik pedagojik metotlar. On yedi yaşında kamera önü ya da istiyorsa tiyatro. Ben şu ara kamera önü dersi veriyorum, tiyatro vermiyorum. Oyuncunun iki ay sonra sinema tekniklerini öğrendikten sonra, üçüncü ay karaktere girmesi gerekiyor… Karaktere girme olayını müzikle, Peter Burg’un hayvan doğaçlamalarıyla, temayla tematize edip ya da katman dediğimiz şeyler; toprak güneş ve o enerjileri almalarını sağlayarak doğaçlıyoruz. Eğitimlerimizde daha çok ‘ERIC MORRIS ’’ tekniklerini kapsıyor; o tiyatroda biz ise sinemada kullanıyoruz. Erol Babaoğlu, Sevi Algan Babaoğlu, Nurcan Yanık ve Sinan (Kamera çekim) ile çalışıyoruz.

Biz bu dersleri verirken, Kurtlar Vadisi’nde çalışıyordum, Necati ‘ye polat tipine nasıl hazırlandığını sordum: Müziğin kendisini daha iyi hissettirdiğini ve role müzikle hazırlandığını söyledi. Biz bunu okullarda eğitim vererek öğretiyoruz sen ise; ‘’doğuştan teknik edinmişsin kendine’’ dedim ve ona okul açmasını tavsiye ettim. Şimdi küçükler için okul açtı, onlara gidip masal anlatacağım.

Farklı sanat dallarından sinema oyunculuğuna geçmek isteyen oyuncu adayları size geldiklerinde onlara ne gibi katkılarınız oluyor?

Gelen kişi başka bir sanattan geldiği zaman ya da tiyatrodan çok başarılıysa oralarda onu en başta sıfırlıyorsun, ona dayanıyor. Çünkü seviyor sinemayı, sevmiyorsan yapma diyorum zaten. Olduğu yerde kalmasını söylüyorum; bu eğitimlerden birini aldığı zaman bütün öbür öğrendiklerini sıfırlaması lazım. Onun için yeniden bir oluşum yapıyoruz. Bunu da üç ay gibi bir eğitim zarfında beceriyoruz.

Kalıcı olmak için neler yapmalı? Gençlere bu anlamda önerileriniz nelerdir?

Sevdikleri bir işse kendi anne babaları, kardeşleri, kocaları, sevgilileri gibi o işi korumayı öğrenmeleri gerekiyor. Sorumluluk almalı, kazanıyorsa yatırım yapmalı ama canının her istediğini yapmamalı. Sanatına karşı bir duruşu, statüsü olacak.

Star olup araba satın alacaksa, ondan hiç hayır gelmez; ama ilk kazandığı parayla anne babasına ev alırsa, aile içinde yaşamayı biliyorsa, zedelemiyorsa o zaman star olur ve uzun vadeli olur. Beni de ölümsüz kılar. Tolgahan Sayışman, Bergüzal Korel, Hazal Kaya, Çağatay Ulusoy, Barış Arduç, Sera Tokdemir, Nihat Altınkaya, Kadir Kandemir… Gibi pek çok öğrencim şuan çok iyi yerlerde ve onlarla gurur duyuyorum.

Şimdiye kadar oynadığınız karakterlerden sizi en çok etkileyen hangisi oldu?

Fizikçiler oldum kamburu oynuyordum üç sene sonra oyun bitince;  hocam Süleyman Velioğlu’dan sanatla tedavi öğrendim. Role girmekte bizim için şizofrenik bir sendromdur. Ama biz çıkıp, evimizde, ailemizde kendimiz oluyoruz. Mesele ben acaba sendrom mu geçiriyorum? dedim Süleymen bey’e.  Oda bana, “hayır, sen duruma girip çıkıyorsun, çıkmazsan sorun var demektir, sen çok sağlamsın” dedi. Mesela Meryem’de öyle bir şey oldu, Meryem Hürrem’i oynarken tükenmişlik sendromuna girdi çünkü; ev açmadı kendine üç sene otelde suit içinde oturdu. Ne evi, ne çocukluğunun resmi, ne annesinin ne babasının resmi, ev onun değil. Senaryo geliyor, orada ezber yapıyor, otelden çıkıyor çekim yerine; orada Hürrem’i oynaya oynaya kendini Hürrem zannetmeye başladı ve ne kadar güzel oynadı, aziz oyuncu diyorum. Öğretmenlerde de vardır; kocasına öğretmen gibi konuşur,  ‘bak biz tatile gideceğiz buraya gidelim burası güzel’ diyor kocası da ’tamam hanım’ diyor. Ondan sonra bir de kocasına diyor ki; “Hiç fikrin yok mu senin? Nasıl fikri olsun, sen öğretmenlik yapıyorsun ona, o da öğrenci oluyor.”

Hocam son olarak neler söylemek istersiniz?

Bana diyorlar ki; yorulmuyor musun evet yoruluyorum ama siz ihtiyacınız olmayan dükkanlara giriyorsunuz, oralarda ihtiyacınız olmadığı şeyler satın alıyorsunuz, yoruluyorsunuz gezerken ben yorulmuyorum, insan varlığı kıymetli benim için, hayvanlarda öyle. Onlarında bir felsefesi var; hayvan felsefesi. Mengüçoğlu’nun çok güzel bir kitabı var, insan ve hayvan felsefesi; kene diyor doğururken ölür, sizin cildinizde duran çocuğudur kendi değil. Düşünebiliyor musunuz ne felsefe…

İşte onun için insan varlığı benim için kim olursa olsun, hangi ırktan, renkten olursa olsun çok kıymetlidir.

Var olan varlık, yegânedir benim için, tektir bir eş, yoktur.

İyi ki varsınız…

#büyükusta, #notlar, #röportaj, #AylaAlgan

Paylaş:
  • googleplus
  • linkedin
  • tumblr
  • rss
  • pinterest
  • mail

There are 0 comments

Leave a comment

Want to express your opinion?
Leave a reply!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir